5G’ye geçen Türkiye’de hızdan kapasiteye, afet yönetiminden yerli teknoloji hamlesine kadar dijital iletişimi kökten değiştirecek yeni dönem başlarken; uzmanlar bu dönüşümün günlük yaşamı da kritik ölçüde kolaylaştıracağını vurguladı.
1 Nisan itibarıyla Türkiye, mobil iletişimde yeni bir dönemin kapısını aralayarak 5G teknolojisine resmen geçiş yaptı. Daha yüksek indirme ve yükleme hızları, düşük gecikme süresi ve aynı anda daha fazla kullanıcıya kesintisiz hizmet sunabilme kapasitesiyle öne çıkan 5G, özellikle yoğun kullanım anlarında bağlantı kalitesini artırarak dijital deneyimi üst seviyeye taşıyacak.
Konu hakkında açıklamalarda bulunan, bilişim teknolojileri uzmanı Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Alperen Eroğlu, 5G’nin yalnızca bireysel internet kullanımını hızlandırmakla kalmayacağını; akıllı şehir uygulamalarından afet yönetimine, üretimden iletişim altyapısına kadar pek çok alanda kritik avantajlar sağlayarak vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıracağını ifade etti.
Kalabalık Ortamda İnternetsiz Kalma Devri Sona Eriyor
5G teknolojisinin mevcut 4G altyapısına entegre edilerek kullanıcıya daha yüksek hız ve kapasite sunacağını vurgulayan Eroğlu, 5G teknolojisinin vatandaşların günlük yaşamında doğrudan hissedilecek bir dönüşüm yaratacağını belirterek 5G'nin bireysel faydalarını şöyle aktardı: "Bu geçişle birlikte mutlaka hızımız artacak. 4G’de ortalama 40 Mbps civarında olan indirme hızları, 5G ile birlikte 212 Mbps ve üzerine çıkıyor. Bu da YouTube’dan ya da sosyal medya platformlarından içerik izlerken çok daha hızlı ve kesintisiz bir deneyim anlamına geliyor. Yükleme tarafında da ciddi bir fark oluşacak. Bir yayın yaparken ya da kendi görüntü ve sesinizi sisteme aktarırken bu hızı doğrudan hissedeceksiniz. Örneğin bir derbi maçında ya da konserde 4G altyapısı belirli bir kullanıcıyı destekleyebilirken, 5G ile bu sayı katlanarak artacak. Bu da kalabalık ortamlarda dahi bağlantı sorunlarının büyük ölçüde ortadan kalkması demek."
“Geçiş Sürecinde Hibrit Yapı Kullanılacak”
5G’nin çalışma şeklini mevcut 4G altyapısı üzerine kurulan hibrit bir mimari üzerinden açıklayan Eroğlu, sürecin özellikle geçiş döneminde Non-Standalone (Bağımsız Olmayan) yapı ile ilerleyeceğini belirterek şu ifadelere yer verdi: “5G'yi sunabilecek iki farklı mimari yapı var: Biri Standalone (Bağımsız), diğeri ise Non-Standalone mimari. Şu anki geçiş sürecinde ‘Non-Standalone’ dediğimiz yapıyla hizmet veriliyor. Bu yapıda her gün karşılaştığımız 4G baz istasyonlarının üzerine 5G baz istasyonları beraber konuşlandırılıyor. Çekirdek ağ tarafı 4G kalırken, kullanıcıyla veri alışverişi yapan taraf 5G olur. Her iki yapıda da ortak sonuç şudur: Mutlaka hızımız artacak. 4G'de ortalama 40 Mbps civarında olan indirme hızları, dünya genelindeki 5G seviyelerinde 212 Mbps ve üzerine çıkmaktadır. YouTube'dan veya sosyal medyadan veri izlerken çok daha hızlı sonuç alabileceğiz. Hız sadece indirmede değil, yükleme tarafında da karşımıza çıkacak. Bir yayın yaparken veya kendi görüntünüzü/sesinizi sisteme yüklerken bu hızı hissedeceksiniz. Kısa vadede kullanıcının hissedeceği bir diğer fark ise kullanıcı kapasitesi olacak. Örneğin bir derbi maçında veya konserde 4G altyapısı yüzlerce kişiye 4K video stream izni verirken, 5G ile bu sayı binlerce kullanıcıya çok rahatlıkla çıkabilecektir. Hem hız hem de aynı anda desteklenen kullanıcı sayısı açısından 5G büyük bir adım.”
“Altyapı Hemen Tamamlanamaz”
5G’yi aktif bir şekilde kullanan hiçbir ülkenin bu altyapıyı bir anda kuramadığına dikkat çeken Eroğlu, küresel ölçekte 5G’ye geçişin uzun soluklu ve planlı bir süreç olarak ilerlediğini, öncü ülkelerin dahi kapsama alanını kademeli olarak genişlettiğini vurgulayarak, Türkiye’nin de benzer bir yol haritası izlediğini belirtti: '2019 yılında Güney Kore ile başlayan ticari 5G süreci, hiçbir ülkede bir gecede tamamlanmamıştır. Bu süreç 5 yıla yayılan bir takvimle ilerler. Türkiye şu an Non-Standalone (NSA) dediğimiz, yani mevcut 4G altyapısını kullanarak 5G hizmeti sunan mimariyle başlangıç yapmıştır. Bu stratejiyle, 4G baz istasyonlarının üzerine 5G ekipmanları entegre edilerek hızlı bir yayılım amaçlanmaktadır' dedi.
“Yüzde 60 Yerli Teknoloji Zorunluluğu Bağımsızlık İçin Zorunluluk”
5G altyapısında yerlilik oranının artırılmasının stratejik bir zorunluluk olduğuna dikkat çeken Eroğlu, Türkiye’nin 4.5G sürecinden bu yana yerli ve milli teknolojilerle önemli bir mesafe katettiğini, özellikle ULAK projesiyle altyapıda dışa bağımlılığın azaltıldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: 'Şu an halihazırda kullandığımız altyapıda yerlilik oranlarımız ciddi seviyelere ulaştı. 5G stratejimizde de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığın ve ilgili kurumların koyduğu hedef, bu altyapıdaki yerlilik oranını yüzde 60 ve üzerine çıkarmaktır. Bu sadece bir ekonomik tercih değil, aynı zamanda siber güvenlik ve teknolojik bağımsızlık hamlesidir. Kendi yazılımımızı ve donanımımızı bu süreçte ne kadar çok devreye alabilirsek, verinin güvenliğini ve sistemin sürekliliğini o kadar garanti altına almış oluruz' diye konuştu.
“Afetlerde Türkiye’nin Elini Güçlendirecek”
5G teknolojisinin en dikkat çekici özelliklerinden birinin dinamik ve esnek altyapı yapısı olduğunu vurgulayan Eroğlu, bu yeni nesil iletişim teknolojisiyle birlikte sabit istasyonların ötesine geçilerek mobil çözümlerin ön plana çıkaracağını, “Drone, tekerlekli veya yüzer platformlar üzerine kurulu mobil baz istasyonları dönemi başlayacaktır. Özellikle afet durumlarında altyapının çökmesi ihtimaline karşı, uydu internetiyle desteklenen drone baz istasyonları geçici ama kritik bir çözüm sunabilecektir. Ayrıca yerel yönetimlerin ve kriz merkezlerinin kendi istasyonlarını kurabildiği bir sistem mümkün hale gelecektir. Bu noktada “nötr baz istasyonu” kavramı kritik bir rol oynamaktadır; felaket anlarında operatör ayrımı olmaksızın tüm kullanıcıların aynı altyapıdan yararlanabileceği bir konfigürasyon kültürünün ülkemize kazandırılması gerekmektedir” ifadeleriyle aktardı.
Konya Sürmanşet Gazetesi ve Muhammet Kürşat Ercan’a teşekkür ederiz.