Üniversitemiz Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melek Taşsöker Bulut, ağız ve çene radyolojisinde yapay zekâ kullanımının teşhis doğruluğunu yüzde 99 seviyesine çıkardığını belirterek, teknolojinin "süper asistan" rolüyle insan hatasını minimize ettiğini açıkladı.
Günümüz tıp dünyasında dijital dönüşümün en keskin yaşandığı alanlardan biri olan diş hekimliği, yapay zekâ (YZ) entegrasyonu ile yeni bir çağa kapılarını aralıyor. Üniversitemiz Diş Hekimliği Fakültesi Klinik Bilimler Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melek Taşsöker Bulut, bu teknolojinin sunduğu imkanları ve geleceğin klinik pratiklerini değerlendirdi. Prof. Dr. Taşsöker Bulut’a göre, yapay zekâ özellikle teşhis odaklı radyolojik görüntüler üzerinde devrim niteliğinde sonuçlar veriyor.
Geleneksel yöntemlerle yapılan teşhislerde insan faktöründen kaynaklanan hataların kaçınılmaz olduğunu ifade eden Taşsöker Bulut, " Yapay zekâ, özü itibarıyla 'veri' ile beslenir. Diş hekimliğinde en somut, en standart ve en zengin veri ise radyolojik görüntülerdir. Diş hekimliğinde teşhise yönelik radyolojik görüntüler üzerinde çalıştığımız için yapay zekâ araştırma yoğunluğu bizim bölümümüzde. 2 boyutlu panoramik filmlerden 3 boyutlu tomografilere kadar çok geniş bir veri havuzuna sahibiz. Yapay zekayı bu sürece dahil etmemizin temel sebebi; insan gözünün yorgunluk, dikkat dağınıklığı veya düşük görüntü kalitesi nedeniyle atlayabileceği milimetrik detayları yakalamaktır. Elde ettiğimiz veriler, yapay zekanın yüzde 99’a varan doğruluk oranlarıyla teşhis yapabildiğini gösteriyor. Bu, neredeyse 'sıfır hata' diyebileceğimiz bir seviye" sözleriyle teknolojinin ulaştığı noktayı özetledi.
Bilinmeyen Branş: Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi
Prof. Dr. Melek Taşsöker Bulut, diş hekimliği içinde radyolojinin önemine ve bu alanın toplum, hatta bazen tıp camiası tarafından bile yeterince tanınmadığına dikkat çekti. 5 yıllık temel diş hekimliği eğitiminin ardından 3 yıllık zorlu bir uzmanlık süreci gerektiren bu branşın, çeneler, dişler ve orta yüz bölgesindeki patolojilerin tespitinde kritik rol oynadığını belirten Taşsöker Bulut, Türkiye’de uzman sayısı oldukça az olan bu branşın, iki ve üç boyutlu görüntüleme yöntemlerini (tomografi, panoramik radyografi, MR, ultrason) kullanarak en karmaşık vakaları çözdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Taşsöker Bulut, "Normal bir diş hekiminin radyoloji bilgisi, uzmanlık gerektiren teşhis yetenekleri noktasında sınırlı kalabiliyor. İşte yapay zekâ burada devreye giriyor. Bir uzmanın binlerce hasta gördükten sonra edindiği tecrübeyi, bir klinik asistana ya da standart bir diş hekimine aktarabilecek bir köprü kuruyoruz" dedi.
Akademik Başarıdan Ticari Ürüne Geçiş Süreci
Yapılan çalışmaların şu an için akademik düzeyde ve yüksek prestijli dergilerde yayımlanan makaleler formatında olduğunu belirten Taşsöker Bulut, bu birikimin günlük klinik rutine entegre edilmesi noktasında bir "arayüz" ve "ürünleşme" ihtiyacı olduğunu ifade etti. Üniversitemiz bünyesinde Mühendislik Fakültesi ile multidisipliner bir çalışma yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Taşsöker Bulut, şu ifadeleri kullandı:
"Çalışmalarımızın sonuçları gösteriyor ki, bir hastayı baştan sona tarayıp her detayıyla teşhis sunabilecek bir 'klinik karar destek sistemi' kurmak mümkün. Ancak bunun bir otomasyon haline gelmesi, fakültede rutin olarak kullanılması için ticari desteğe ve yazılım gücüne ihtiyacımız var. Sadece bizlerin görüntü etiketlemesi yetmiyor; bu devasa veriyi işleyecek, vakti ve enerjisi olan mühendislik desteği şart."
Multidisipliner Çalışmanın Gücü ve Teknofest Deneyimi
Yapay zekanın diş hekimliğine entegrasyonu sürecinde Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi'nden Prof. Dr. Hüseyin Haklı Hoca ile yürüttükleri TÜBİTAK projelerine değinen Taşsöker Bulut, çene eklemi dejeneratif hastalıklarının tanısında büyük başarılar elde ettiklerini kaydetti. Ancak bu başarıların laboratuvar ortamından çıkıp hekimin cebine girmesi noktasında finansal ve teknik engellerle karşılaştıklarını belirtti.
Bir Teknofest projesiyle bu çalışmaları bir aplikasyona dönüştürmeyi hedeflediklerini ancak elendiklerini paylaşan Taşsöker Bulut, "Bir telefon uygulaması hayal ettik; hastanın röntgenini sisteme yükleyip anında teşhis alabileceği bir yapı. Fakat bu tür aplikasyonları kuracak bağlantılar ve şirketlerin talep ettiği yüksek meblağlar bizi kısıtlıyor. Oysa Eskişehir Osmangazi Üniversitesi gibi örneklerde görüldüğü üzere, üniversite bünyesinde kurulacak bir yapay zekâ merkezi bu sorunu kökten çözebilir" dedi.
Geleceğin Hekimi: Yapay Zekayı Kullanabilenler
Hekimlerin yapay zekaya karşı duyduğu "yerimizi alacak mı?" korkusunun yersiz olduğunu belirten Prof. Dr. Taşsöker Bulut, teknolojiyi bir "rakip" değil, "süper asistan" olarak konumlandırıyor. Gelecekte hekimlerin ikiye ayrılacağını öngören Taşsöker Bulut, "Yapay zekayı sistemine entegre edenler hız ve doğruluk anlamında çağ atlayacak; kullanmayanlar ise çağın gerisinde kalacak. İmza ve kontrol yetkisi her zaman insanda kalacaktır ancak yapay zekâ hekimin en büyük yardımcısı olacaktır" dedi.
Özellikle nadir görülen hastalıklar, tükürük bezi rahatsızlıkları, karmaşık çene eklemi vakaları ve sinüs patolojileri gibi uzmanlık gerektiren durumlarda yapay zekanın sunduğu analiz yeteneği, yanlış tedavi süreçlerinin de önüne geçecek nitelikte. Taşsöker Bulut, "Hata payını yüzde 1’e indirmek demek, yanlış teşhis nedeniyle kaybedilen zamanın ve sağlığın geri kazanılması demektir" diyerek konunun hayati önemini vurguladı.
Konya’da Teknolojik Liderlik Hedefi
Konya özelinde diş hekimliğinde yapay zekâ çalışmalarında Üniversitemizin öncü olduğunu ifade eden Taşsöker Bulut, dünyadaki trendi 2021 yılından itibaren yakaladıklarını söyledi. "Birçok kişinin henüz fikri yokken biz 2022'de ilk yayınımızı yaptık. Konya’da bu teknolojiyi dönüştürecek bir kurum varsa, o da kendi üniversitemiz olacaktır" diyerek yerel potansiyele olan güvenini dile getirdi.
Yatırımcılara ve Bürokratlara Destek Çağrısı
Röportajın sonunda Konyalı iş insanlarına ve bürokratlara seslenen Prof. Dr. Melek Taşsöker Bulut, ellerinde büyük bir görüntü arşivi ve motivasyon olduğunu belirtti. Bu birikimin ulusal ve uluslararası çapta ses getirecek bir yazılım markasına dönüşmesi için yatırım beklediklerini ifade eden Taşsöker Bulut, "Diş hekimleri olarak teknolojiye daha açık olmalıyız. Ön yargı korkudan gelir. Biz bu korkuyu bilgiyle ve teknolojiyle aşabiliriz" sözleriyle multidisipliner çalışma kültürünün önemini bir kez daha hatırlattı.
Gazete Konyam Gazetesi ve Mehmet Coşkuner’e teşekkür ederiz.