Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, iklim değişikliği, nüfus artışı ve sürdürülebilir olmayan su kullanımı nedeniyle Türkiye'nin su kıtlığı yaşayan bir ülkeye dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından küresel su krizine dikkati çekmek için 1993'ten beri her yıl 22 Mart Dünya Su Günü olarak kutlanıyor.
Bilim dergisi Nature'da yayımlanan çalışmaya göre, su talebinin, su arzını aşarak su kıtlığı yaşanmasıyla sonuçlanan durum, "su eksikliği" veya "sürdürülebilir olmayan su kullanımı" şeklinde tanımlanıyor. Su eksikliği, belirli bir bölgedeki yenilenebilir su miktarıyla su tüketimi arasındaki farkı gösteriyor.
2001-2010 dönemini baz alan ve gelecekteki su eksikliklerini, iki olası ısınma senaryosu üzerinden çoklu model analizleri kullanarak hesaplayan araştırmacılar, elde edilen verileri ülke ölçeğinde sunarak su eksikliğine ışık tuttu.
Temel iklim koşullarında küresel su eksikliğinin yıllık 457,9 kilometreküp olarak ele alındığı çalışmada, küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece arttığı senaryoya göre küresel su eksikliğinin yıllık 26,5 kilometreküp artışla 484,4 kilometreküpe, 3 derece senaryosunda ise yıllık 67,4 kilometreküp artışla 525,3 kilometreküpe yükselmesi bekleniyor.
Temel iklim koşullarında en büyük su eksikliğinin yaşandığı ülkeler, yıllık 124,3 kilometreküp ile Hindistan, 53,8 kilometreküp ile ABD, 35,8 kilometreküp ile Pakistan, 35 kilometreküp ile İran ve 27,2 kilometreküp ile Çin olarak sıralanıyor.
Isınma senaryoları arasında su eksikliğinde en büyük artışın yaşanacağı ülke olarak öne çıkan Hindistan'ın 1,5 derece senaryosundaki yıllık su eksikliğinin 11,1 kilometreküp artacağı öngörülüyor. Çin, yıllık 4,1 kilometreküp su eksikliği ile en büyük artışın yaşanacağı ikinci ülke olurken, onu 2,4 kilometreküp artışla Pakistan, 2,3 kilometreküp artışla ABD, 1,6 kilometreküp artışla İspanya ve 1,1 kilometreküp artışla Türkiye takip ediyor.
Farklı ısınma seviyelerinin, su eksikliğinde düzensiz değişimlere neden olduğu vurgulanan araştırmaya göre, Hindistan'ın 3 derece senaryosunda temel iklim koşullarına göre yıllık 17,2 kilometreküp artışla en büyük su eksikliğinin yaşanacağı ülke olması bekleniyor. Pakistan'da yıllık 11,7 kilometreküp, ABD'de 7,4 kilometreküp, Çin'de 7,3 kilometreküp, İspanya'da 3,5 kilometreküp, Türkiye'de 2,2 kilometreküp, İran'da 2,0 kilometreküp, Suudi Arabistan'da 1,5 kilometreküp, İtalya, Bangladeş ve Fas'ta 1,3 kilometreküp su eksikliğinde artış yaşanacağı tahmin ediliyor.
En avantajlı kıta Amerika, en dezavantajlısı Asya
Mevcut durum ve gelecek su senaryolarına açıklamalarda bulunan Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, halihazırdaki su miktarı ile kullanılan su miktarı arasındaki farkı tanımlayan "water gaps" ifadesinin, Türkçeye "su noksanlığı", "su eksikliği" şeklinde çevrilebileceğini söyledi.
ABD, Kanada ve Grönland'ın bulunduğu bölgede dünya nüfusunun yüzde 5'inin yaşamasına rağmen su kaynaklarının yüzde 15'inin bulunduğunu, dünya nüfusunun yüzde 8'inin yaşadığı Güney Amerika'nın dünya su kaynaklarının yüzde 25-26'sına sahip olduğunu dile getiren Aydın, dünya nüfusunun yüzde 60'ına sahip Asya kıtasının yüzde 36'lık su kaynağıyla en dezavantajlı bölge olduğunu bildirdi.
Afrika kıtasının dünya nüfusunun yüzde 14'ü ile su kaynağının yüzde 10'una, Avrupa kıtasının yüzde 10 nüfusla yüzde 8 su kaynağına ve Avustralya'nın binde 5 nüfusla yüzde 5 su kaynağına sahip olduğunu belirten Aydın, Türkiye'nin Orta Doğu ülkeleriyle kıyaslandığında iyi ancak kuzeyindeki ülkelere göre daha kötü bir durumda olduğunu vurguladı.
İklim değişikliğinin, iklimle ilgili parametrelerin gelecek yıllarda nasıl değişeceğine dair tahminlere dayandığından bahseden Aydın, çalışmalara göre, Türkiye'nin özellikle iç kesimlerinde yağış miktarının düşmesinin ve su kaynaklarının yüzde 20 ila 30 azalmasının beklendiğini aktardı.
"Su stresi yaşayan ülke konumundayız"
Su miktarındaki kayıpların 2050'den 2100'e kadarki dönemde yaşanabileceğini ifade eden Aydın, "Sıcaklıkların da artacağını düşünürsek su zengini sayılmayan bir bölgedeyiz. Şu anda herhangi bir küresel iklim değişikliği etkisi olmasa da su stresi yaşayan ülke konumundayız. Nüfusla kıyaslandığında mevcut su potansiyelimiz kişi başına yıllık 1300 metreküp. Falkenmark indeksine göre, bir ülkede kişi başına düşen su miktarı yıllık 1700 metreküp ise su stresi yoktur ancak 1700 ila 1000 metreküp arasındaysa su stresi yaşanıyordur. Bu rakam 100 ila 500 metreküp arasındaysa su kıtlığı, 500 metreküpün altındaysa mutlak su kıtlığı olarak ifade ediliyor." dedi.
Bölge bazında değerlendirmelerde bulunan Aydın, mutlak su kıtlığı çeken Marmara Havzası'nda kişi başına düşen yıllık su miktarının 200 metreküp, Küçük Menderes Havzası'nda ise 130-140 metreküp olduğuna dikkati çekti.
Burdur, Gediz, Susurluk, Akarçay, Büyük Menderes, Asi ve Sakarya havzalarında kişi başına düşen yıllık su miktarının 1000 ila 500 metreküp arasında bulunduğunu ve su kıtlığı yaşandığını, kişi başına düşen yıllık su miktarının 1000 ila 1700 metreküp arasında olduğu Yeşilırmak, Kuzey Ege, Van, Kızılırmak, Konya Kapalı Havzası ve Meriç Ergene Havzalarında su stresi yaşandığını kaydeden Aydın, ekonomik ve tarımsal faaliyetlerin büyük çoğunluğunun gerçekleştirildiği bölgelerde su stresi ve mutlak su kıtlığı mevcudiyetinin altını çizdi.
Türkiye'nin mevcut su potansiyelinin 1960'ta nüfus da dikkate alındığında kişi başına yıllık 4500 metreküpten fazla olduğunu aktaran Aydın, "Türkiye'nin su potansiyeli 2021 ve 2022'den sonra 1300 metreküplere düştü. Zaman ilerledikçe mesela nüfus 100 milyona çıktığında su kaynaklarının azaldığı düşünüldüğünde su kıtlığı yaşayan ülke konumuna gelebiliriz." diye konuştu.
"2100'e doğru 5-6 derecelik sıcaklık artışı görme ihtimalimiz yüksek"
İklim değişikliğiyle su stresi, su kıtlığı ve mutlak su kıtlığı yaşanan bölgelerde su kaynaklarının özellikle 2050'den sonra daha da azalabileceği uyarısında bulunan Aydın, "Her ne kadar gayret edilse de ısınma devam edecek ve yüzyılın sonunda 3 derecelik artışı şu anki şartlar değişmese bile görme ihtimalimiz yüksek. Akdeniz'de, Türkiye'nin bulunduğu bölgede çalışmalara göre 2050'lere doğru 3 dereceyi göreceğiz, 2100'e doğru 5-6 derecelik sıcaklık artışı görme ihtimalimiz var." sözlerini sarf etti.
Su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı için alınabilecek önlemleri anlatan Aydın, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Vatandaş tarlasında ürünü kurumasın diye veya yeterli verim almak için kendisi kuyu açıp su çekebiliyor. Bunların önlenmesi gerekiyor. Mesela buğdayın yıllık su ihtiyacı yaklaşık 440 milimetre fakat şeker pancarının 825 milimetre. Konya'da 5 tane şeker fabrikası var ve çiftçilerin büyük çoğunluğu şeker pancarı ekiyor. Türkiye'ye Konya'dan şeker sağlarsak Konya'dan suyu bol olan bölgelerimize su ihraç etmiş oluyoruz. Tarım politikasının suyla birlikte ele alınması, su yetersizliği olan bölgelerde çok su tüketen ürünlerin yetiştirilmemesi, su ihtiyacı düşük olan bitkilerin belki teşvik edilmesi ya da izin verilmesi, daha sıkı düzenlemelerinin konulması gerekebilir."
Anadolu Ajansı’na teşekkür ederiz.