Kadir Gecesi’nin İslam dünyası için taşıdığı anlam ve tarihsel arka planı değerlendiren Gürer, bu gecenin Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlanmasıyla birlikte büyük bir önem kazandığını belirtti. İslam’ın ilk yıllarında ibadet düzeninin henüz oluşmadığı için o dönemde gecenin bu isimle bilinmediğini ifade eden Gürer, Kur’an’daki ayetlerin bu geceyi özel kıldığına dikkat çekti. Gürer, Kur’an’da Kadir Gecesi’ne özel bir sure ayrıldığını hatırlatarak, “Kur’an-ı Kerim Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Kur’an’da ‘Biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik’ buyrularak bu gecenin ne kadar özel olduğu vurgulanır. Allah-u Teala bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğunu bildirir. Bu da Kadir Gecesi’nin manevi değerini ortaya koyan en güçlü ifadelerdendir” diye konuştu.
“Son 10 günde arayın diye buyurmuş”
Kadir Gecesi’nin tarihinin tam olarak bilinmediğini ve geceyi Ramazan ayı içinde aramak gerektiğini aktaran Gürer, kesin tarihinin bilinmemesinin manevi bir hikmete dayandığını ifade etti. Müslümanların bu geceyi bulma ümidiyle özellikle Ramazan’ın son günlerinde ibadete yöneldiğini belirten Gürer, Peygamber Efendimizin de bu gecenin son on gün içinde aranmasını tavsiye ettiğini aktardı. İslam dünyasında 27. gecenin daha güçlü bir ihtimal olarak kabul edildiğini de hatırlattıktan ve bu yaklaşımın Müslüman toplumlarda yaygın bir gelenek hâline geldiğini belirten Gürer, “Peygamber Efendimiz Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın buyurmuştur. Ayrıca 27. gecede olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle Müslüman ülkelerde Ramazan’ın 27. gecesi Kadir Gecesi olarak ihya edilmektedir. Müminler bu geceyi adeta bir hazine gibi görerek onun peşine düşerler” ifadelerine yer verdi.
“Allah’ım, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet”
Gürer, Kadir Gecesi’nin İslam inancında bağışlanma ve rahmet gecesi olarak kabul edildiğini belirterek bu gecede yapılan ibadetlerin büyük bir manevi değer taşıdığını ifade etti. Bu gecede özellikle dua ve tövbenin öne çıktığını vurgulayan Gürer, Peygamber Efendisinin Hz. Aişe’ye öğrettiği duanın Müslümanlar için önemli bir rehber niteliği taşıdığını söyledi. Kadir Gecesi’nin insanın kendini sorgulaması, hatalarını fark etmesi ve Allah’a yönelmesi için önemli bir fırsat sunduğunu dile getiren Gürer, bu gecenin özünü “bağışlanma, rahmet ve merhamet” kavramlarının oluşturduğunu belirtti. Peygamber Efendimizin Hz. Aişe’ye Kadir Gecesi’nde okunabilecek dua olarak, “Allah’ım, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” sözlerini öğrettiğini hatırlatan Gürer, bu duanın Kadir Gecesi’nin manevi anlamını en özlü şekilde ifade ettiğini söyledi.
Mevlana’nın eserlerinde de Kadir Gecesi’nin manevi anlamına güçlü bir vurgu bulunduğunu ifade eden Gürer, Mevlana’nın bu geceyi ibadetle değerlendirmenin önemini şiirsel bir dille anlattığını söyledi. Mevlana’nın insanları gafletten uzak durmaya ve geceyi ibadetle geçirmeye davet ettiğini belirten Gürer Mevlana'nın Kadir gecesi için kaleme aldığı şiiri şu ifadelerle anlattı:
Mevlana’nın kirli dünya ifadesiyle kastettiği şey şudur: Biz insanız; nefsimiz ve ruhumuz vardır. Nefsimiz bizi kibire, büyüklenmeye, hırsa ve dünyevi arzulara yöneltir. Ruhumuz ise bizi Allah’a yaklaştırır; merhameti, rahmeti ve iç huzuru temsil eder. İnsan ruhuna ne kadar yatırım yaparsa, güzel ahlak sahibi olur ve ibadet ehli olursa nefsani tarafı azalır, ruhani tarafı güçlenir. Ruhani taraf ise insanı yüceltir ve yükseltir. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Bir balon düşünelim. Balonun içinde hava vardır. Hava latif ve hafiftir. İnsanın ruhani tarafı o balonun içindeki hava gibidir. İnsan ibadet ettikçe, iyilik yaptıkça, sabırlı oldukça ve haline şükrettikçe o balonun içindeki hava artar. Ama insan ne kadar dünyevi olursa, ne kadar hırslı olursa, daha çok mal, mülk, makam ve şöhret peşinde koşarsa sanki balonun içine taş, kum ve çakıl dolduruyormuş gibi olur. Böyle ağır bir balonun havalanıp yükselmesi mümkün değildir.
“Halbuki insan yükselmek için yaratılmıştır. Her insan kendi miracını gerçekleştirmek ister. Mirac, Arapçada yükselmek demektir. İnsan dünyevilikten, günahtan, hırstan ve kötü ahlaktan ne kadar uzaklaşırsa o kadar yükselir. Mevlana der ki: “Eğer yükselmek ve bir menzile varmak istiyorsan geceleyin yürü; çünkü yollar geceleyin alınır.” Yani herkesin uyuduğu, gaflet içinde olduğu bir zamanda sen ibadet eder, zikreder, tövbe eder ve kendini arındırırsan hedeflerine o ölçüde ulaşırsın. Eğer padişahı görmek istiyorsan sefere çıkmalısın. Ona ulaşmak için yolculuğa çıkmalısın. Bu yolculuk ise geceyi uyanık geçirmekle mümkündür. Eğer bu gece uyanık kalırsan, iyi insanlar Allah’ın merhametinin ve sevgisinin gölgesinde uyurlar. Yani bu geceki uyanıklığın karşılığı, Allah’ın merhametinin gölgesinde dinlenmektir. Bu açıdan Hazreti Mevlana’nın Kadir Gecesi tasvirinde bol ibadet, Allah’a yakınlaşma ve manevi yükseliş çok güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır.”
Konya Sürmanşet Gazetesi ve M. Kürşat Ercan’a teşekkür ederiz.