Üniversitemiz Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunda düzenlenen programın açılışında konuşan Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can, çalıştayın amacını; meslek liselerinden başlayarak, meslek yüksekokullarında şekillenen ve sanayide karşılık bulan bir eğitim zincirinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması olarak açıkladı. Can, “Özellikle savunma sanayi gibi yüksek kalite ve hassasiyet gerektiren alanlarda, nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması, uygulama becerisi yüksek insan kaynağının yetiştirilmesi ve eğitim-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalıştayımızın çıktıları kapsamında; mevcut durum analizlerinin ortaya konulması, politika ve uygulama önerilerinin geliştirilmesi, sektör-akademi iş birliklerinin somutlaştırılması gibi başlıklarda önemli kazanımlar elde edilmesini hedefliyoruz” dedi.
Birçok konuda olduğu gibi, mesleki eğitimin savunma sanayi alanında da Konya’nın önde ve öncü bir şehir olduğunu kaydeden Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit ise, “Silah üretimi konusunda dünyada çok önemli bir sıralamada yer alan Beyşehir ilçemizde 2 tane savunma sanayi lisemiz vardır. Kılıçarslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde ise “Siber Güvenlik” alanında öğrencilerimiz eğitim almaktadır. Ülkemiz genelinde 13 okulda uygulanan “Elmas Projesi”nin uygulandığı okullardan biri de Adil Karaağaç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’dir. Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından, alt yüklenicilere üretilen İHA ve SİHA parçaları da şehrimizin bu noktada da çok öncü bir rol üstlendiğinin küçük bir kanıtıdır. İnanıyoruz ki ilimizde düzenlenen bu çalıştay şehrimizin savunma sanayi ve bu sektörü besleyecek olan mesleki eğitim konusunda daha da ilerlemesine vesile olacaktır” şeklinde konuştu.
Savunma Sanayisinin Başarısı Yeterli Donanıma Sahip İnsan Kaynağından Geçmektedir
Türkiye’deki savunma sanayisinin tasarım aşamasını büyük ölçüde tamamladığını ve seri üretim dönemine girdiğini aktaran Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İhsan Bostancı, “Bu geçiş, nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı da kaçınılmaz biçimde artırmaktadır. Önümüzdeki dönemde hangi mesleki profillerin öne çıkacağını, eğitim müfredatlarının nasıl şekillenmesi gerektiğini ve sektörle eğitim kurumları arasındaki iş birliğinin nasıl derinleştirilebileceğini birlikte düşünmemiz gerekiyor. Bugünkü çalıştay tam da bu sorulara cevap aramak için son derece doğru ve zamanında bir adımdır. Çünkü gerek ülkemizin ve gerekse de Konya'nın savunma sanayisi başarısının sürdürülebilir olması mesleki açıdan yeterli donanıma sahip insan kaynağından geçmektedir. Makineler yenilenir, tesisler genişler; ancak nitelikli, donanımlı ve bu işe gönül vermiş bir iş gücü, hiçbir yatırımın yerini tutamaz. Bu nedenle bugün burada yürüteceğimiz tartışmaların somut sonuçlar doğurmasını, eğitim programlarına ve politikalara yansımasını içtenlikle umuyorum” diye konuştu.
Konya Sanayi Odası ve Konya Organize Sanayi Bölgesi olarak mesleki eğitimi, sanayinin geleceği açısından stratejik önemde gördüklerini ve bu alanda önemli projeler hayata geçirerek yatırımlar yaptıklarını ifade eden Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, “Biliyoruz ki, milyon dolarlık yatırımlar da yapsak, dünyanın en gelişmiş tezgahlarını da getirsek; eğer o tezgahın başında aklıyla, yeteneğiyle çalışan nitelikli insanınız yoksa, gerçek anlamda bir başarıdan söz edemeyiz. İşte bu vizyonla yaptığımız yatırımlarla Konya Organize Sanayi Bölgemizi bir eğitim kampüsü haline getirdik. Necmettin Erbakan Üniversitesi KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuz da, bu yatırımlardan biri” dedi.
Bizim İçin Mesleki Eğitim Alan Her Kardeşimiz ‘Aranan İnsan Kaynağı’dır
Büyükeğen konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Biz artık sanayide ‘ara eleman’ kavramını lügatımızdan çıkardık. Bizim için mesleki eğitim alan her bir kardeşimiz, ‘aranan insan kaynağı’dır. Özellikle savunma sanayi söz konusu olduğunda, bu gerçek çok daha büyük bir önem kazanıyor. Zira etrafımızda yaşanan savaşları hepimiz yakından görüyor, değişen dünyanın şartlarını daha net idrak ediyoruz. Bu tablo bize bir gerçeği açıkça göstermektedir ki; “Üreten Kazanır”. Üretimin en temel unsuru ise yetişmiş, donanımlı insan kaynağıdır. İşte bu nedenle mesleki eğitim bizim için stratejik hale gelmiştir. İnşallah bu stratejik gücü hep beraber, sağlam temeller üzerine inşa ederek sürdürülebilir hale getirmeyi başaracağız.”
Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunun Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarına örnek olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu Denetçisi Mehmet Salih Canbal, “Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarında, buradaki imkanlar yok. Tüm meslek yüksekokullarımızın böyle olması gerekiyor. Uygulamaya, işin temeline daha çok ağırlık vermesi, sanayi ve sektörle daha çok buluşması gerekiyor. Eğer biz uygulamayı temel noktaya alırsak ülkemizin mesleki eğitimden aldığı verim çok hızlı bir şekilde artacaktır” ifadelerini kullandı.
Sektör-Eğitim İş Birliğini Her Geçen Gün Güçlendirmeliyiz
Canbal sözlerine şu şekilde devam etti: “Ülkemiz için son dönemdeki en önemli gelişmeler; özellikle OSB’ler içerisinde kurulan MYO’lar ve meslek liseleri, MESEM Programı ve teknik programların yaygınlaşması. Bahsettiğimiz konularda çok önemli kararlar alınması gerekiyor. Çok dağınık bir yapı var mesleki ve teknik eğitimde. Sektör, sanayi, milli eğitim ve üniversiteler olsun, herkes bir şeyler yapmak istiyor. Yapamayınca firmalar kendi akademilerini kurmaya başladılar. Fakat derli toplu bir yapıya ihtiyacımız var. Kendi alanlarındaki lisans programlarında eğitim hayatını sürdürmek isteyen meslek lisesi öğrencilerimize bir teşvik mekanizması kurma mecburiyetindeyiz. Sektör-eğitim iş birliğini her geçen gün daha da güçlendirmeliyiz.”
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayinde gerçekleştirdiği ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ ile gerek bölgede gerekse küresel ölçekte bir aktör haline geldiğini vurgulayan Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hidayet Oğuz da, “Gök vatanımızdaki İHA ve SİHA’larımızdan, denizlerdeki sancaktarlarımıza; kara araçlarımızdan yerli yazılımlarımıza kadar her bir başarı, bu milletin mühendislik zekasının ve stratejik iradesinin birer mührüdür. Ancak unutmamalıyız ki; en gelişmiş teknolojiyi tasarlamak kadar, o teknolojiyi hassasiyetle üretecek, bakımını yapacak ve geliştirecek nitelikli el becerisine ve teknik donanıma sahip olmak da bir o kadar hayatidir” şeklinde konuştu.
Çalıştaydan Çıkan Her Fikir Ülkemizin Savunma Sanayisindeki Yükselişine Vurulacak Yeni Bir Perçindir
Çalıştayda, akademik bilginin sanayinin dinamizmi ile nasıl birleşmesi gerektiğinin masaya yatırılacağını aktaran Prof. Dr. Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çalıştayın temel çıktısı; sadece raporlar değil, sahada karşılığı olan bir ‘İnsan Kaynağı Stratejisi’ olacaktır. Buradan çıkacak her fikir, ülkemizin savunma sanayindeki yükselişine vurulacak yeni bir perçindir. Bu önemli organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımıza, değerli katkılarıyla bizleri aydınlatacak olan sektör temsilcilerimize ve katılımlarıyla bizlere güç veren siz misafirlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.”
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş, savunma sanayisi sektöründe hata payının olmadığını, sektörün yüksek hassasiyetle çalışması gereken platformlar ve sistemler barındırdığını söyleyerek, “Eskiden ordular ya da savunma gücü karşılaştırılırken asker sayısı, tank, uçak sayısı gibi şeyler karşılaştırılıyordu. Şimdi bambaşka konular var. Savunma sanayisi sadece askeri güç değil, savunma sanayisine yatırım yaptığınızda bunun dışında teknolojiye de yatırım yapıyorsunuz. Çünkü dünyadaki çoğu teknoloji savunma sanayisi ihtiyacından çıkıyor; internet, tükenmez kalem gibi. Savunma sanayisi aynı zamanda stratejik bir güç. Masaya oturduğunuzda diplomasi, istihbarat ya da strateji geliştirirken de bir güç. Öte yandan da bir sanayileşme gücü, çünkü bir yerli bir ekosistem kuruyorsunuz. Savunma sanayisi dediğimiz zaman bahsettiğimiz bu platformlarda da güç odaklarına yatırım yapmış oluyorsunuz. İnsan yetiştiriyorsunuz, toplumun psikolojisini düzeltiyorsunuz. Her akşam televizyonlarda bir savunma sanayisi ürününün teslimat töreni ya da testini görüyorsunuz. Türkiye’nin yüzde 99’unun gurur duyduğu ve dua ettiği bir sektörden bahsediyoruz” dedi.
Yüzde 80’in Üzerinde Yerlilik Oranı ve 100 Milyar Doların Üzerinde Proje Hacmi
Prof. Dr. Karataş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin 20 yıl önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek iradesi ve devletimizin kararlılığıyla başlayan savunma sanayisi yolculuğu birazdan söyleyeceğim rakamlarla devam ediyor; yüzde 80’in üzerinde yerli ve millilik oranı, yaklaşık 100 bine yakın çalışan, savunma ve sivil olmak üzere yaklaşık 8 bin civarı savunma sanayisi ekosistemine katkı sunan firma, 100 milyar doların üzerinde proje hacmi, 3 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması. Bu rakamlar bizim gurur tablomuz. Geldiğimiz noktada çok güzel şeyler yaptık ama geleceğe baktığımızda yolun başlangıcındayız ve yapacak daha çok şey var.”
Hedefimiz; Dünyada En Fazla Savunma Sanayisi İhracatı Yapan İlk 10 Ülke Arasına Girmek
Türkiye’de üretilen savunma sanayisi sistemleri ve platformlarının yurtdışında da akreditasyonunun çok güçlü olduğunu belirten Prof. Dr. Karataş, “Geçtiğimiz yıl 10 milyar doların üzerinde bir ihracattan bahsediyoruz. Bu bizim 2028 hedefimizdi, 2025 yılında 10 milyar doların üzerinde bir ihracat gerçekleştirdik. Daha da önemlisi yaklaşık 17-18 milyar dolarlık da yeni sözleşme imzalamışız. Bu rakamlar kümülatif olarak artacak gibi gözüküyor. Türkiye’deki savunma sanayisinin 230 ürünü 185 ülkede kullanılıyor. Türkiye’nin savunma sanayisi ürünleri dünyanın bütün coğrafyalarında var. Şu anda dünyada en fazla savunma sanayisi ihracatı yapan 11. ülkeyiz ve yakın zamanda ilk 10’a girme hedefimiz var” diye konuştu.
Konuşmaların ardından günün anısına ‘Hatıra Ağaç Dikim Etkinliği’ gerçekleştirildi. Çalıştay, sektör temsilcilerinin de katıldığı masa çalışmaları ile devam etti. Program kapsamında alanında uzman isimler tarafından sunumlar gerçekleştirildi, katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu.