Üniversitemizin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle gerçekleştirildi. Törende yeni akademik yılın ilk dersini veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dünyada ve bölgemizde ‘Güçlüysem her şeyi yapabilirim.’ zihniyetinin var olduğunu söyleyerek, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. İkisini aynı anda başaracağız. Asıl fark da burada” dedi.
Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu, programa teşriflerinden dolayı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a teşekkür etti.
Konya’dan Aldığımız Ruh, Sırtımıza Ağır Bir Çalışma Mecburiyeti Yüklemektedir
Toplumların, biz duygusunu yarına bıraktıkları başarı hikayeleriyle inşa ettiklerini aktaran Rektör Zorlu, “Siyasette, ekonomide, sanatta ve bilhassa ilim sahasında elde edilen her bir başarı, neticede mensubu olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin hanesine yazılmaktadır. Üniversite ise bu başarı hikâyelerinin mayalandığı, bir fikrin devasa bir hakikate dönüştüğü yerdir. Burada bir yetenek kendini keşfeder. Bir genç, hayatının istikametini tayin edecek kitaplar ve insanlarla buluşur. Bizler bugün yeni bir akademik yıla başlarken, omuzlarımızdaki bu tarihi yükü ve 'biz' olma sorumluluğunu yeniden tazeliyoruz. Bir anne ve baba evladını buraya gönderirken yıllarca gözü gibi baktığı umudunu bize emanet ediyor. Bir genç bu kapıdan içeri girerken gençliğini, enerjisini, geleceğini bu çatıya teslim ediyor. Milletimiz ise imkânlarını ve yarınlara dair hayallerini bizim sorumluluğumuza bırakıyor. Üniversite olmak, her şeyden önce bu emanete sadakat göstermek, o emanetin hakkını sonuna kadar vermektir. Biz bu sorumluluğu Konya’da taşıyoruz. Konya, bizim için sadece haritada bir koordinat ya da kampüsümüzün bulunduğu bir adres değildir. Bu şehir, asırlardır ilimle, irfanla, ticaretle, ahlakla ve hayır kültürüyle yoğrulmuş büyük bir medeniyet merkezidir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, Sadreddin Konevî’nin ve nice gönül mimarının mirası bugün hâlâ bu şehrin sokaklarında, taşında, toprağında yaşamaktadır. Bizler bu hafızanın mirasçılarıyız. Konya’dan aldığımız ruh, sırtımıza ağır bir çalışma mecburiyeti yüklemektedir. Bilgimiz şehrimizin sorunlarına dokunmalı, araştırmalarımız insanımızın dertlerine derman olmalı, öğrencilerimiz bu kadim kültürün ikliminde pişmelidir” diye konuştu.
Devlet Üniversitelerimiz Arasındaki Öncü Konumumuzu Kararlılıkla Sürdürüyoruz
Göreve başladıkları ilk günlerde “Dünyada ilk 500, Türkiye’de ilk 5!” hedefi koyduklarını vurgulayan Zorlu, “O günlerde bu hedefi iddialı bulanlar vardı. Fakat biz, kökleşmeyi beklemek yerine başarının geleneğini oluşturmayı tercih ettik. İnançla, kararlılıkla ve doğru çalışma ilkeleriyle hareket ettik. Geleneğe yaslanan, geleceğe uzanan bir çizgi tuttuk. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade buyurdukları “İyi bir yönetim birkaç yılda kurumunu çeyrek asır ileriye taşıyabilir” vizyonunu kendimize rehber kıldık. Son sekiz yılda katettiğimiz mesafe, tesadüflerin değil, adanmışlığın, ortak aklın, ekip ruhunun ve geceli gündüzlü bir emeğin meyvesidir. Bakınız, sekiz yıl önce neredeydik, bugün Allah’a hamdolsun neredeyiz: Sekiz yıl önce kurumsal kimliğini tamamlamaya çalışan genç bir üniversiteyken, bugün fiziki altyapısını, dijital dönüşümünü, nitelikli akademik kadrosunu ve proje kültürünü baştan sona inşa etmiş, Türkiye’nin en hızlı yükselen yükseköğretim markalarından biri haline geldik. Center for World University Rankings’in 2026 verileri açıklandı. 95 ülkeden 21 binin üzerinde üniversite arasından dünyada ilk %7,5’lik dilime girdik ve 1588’inci sıraya yükseldik. Son beş yılda küresel ölçekte tam 172 basamak birden tırmandık. Times Higher Education 2025 Dünya Genç üniversiteler arasında 251-300 bandında yer alırken, 2026 Dünya Üniversite Sıralamasında ise Eğitim ve Öğretim kategorisinde dünyada 465’inci sıraya yerleşerek, "Dünyada ilk 500" hayalimizi gerçeğe dönüştürdük. Türkiye’de değerlendirilen 109 üniversite arasında 28’inci sıradayız ve devlet üniversitelerimiz arasındaki öncü konumumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin Hedeflerine Ulaşmasına Katkıda Bulunan “Değer Taşıyıcı” Bir Kurum
Bilgiyi üretmek kadar, onu dünya ile buluşturmayı da vazife bildiklerini açıklayan Rektör Zorlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kurduğumuz uluslararası akademik yayıncılık altyapısıyla bugün, Kültür ve Turizm Bakanlığımız bünyesinde dünya kitap fuarlarına katılan Türkiye’deki tek üniversite konumundayız. Bizler bilimi sadece Batı’nın ürettiği bilginin pasif bir tüketicisi olarak görmüyoruz. NEÜ Yayınları ile attığımız hamle, bilgiyi kendi coğrafyamızın vicdanı ve aklıyla üretme, küresel akademik hegemonyaya yerli ve millî bir alternatif sunma manifestosudur. Nitekim bu vizyonun en somut tezahürü olarak, yarın açılışını yapacağımız KAPS 2026 ile Türkiye’de ve dünyada bir ilke imza atıyoruz. Doğrudan akademik yayıncılığı odağına alan ve dünyada bir örneği bulunmayan bu zirveyle; Konya’mıza küresel ölçekte yeni bir marka değeri kazandırıyor, şehrimizi bilimsel iletişimin uluslararası buluşma noktası hâline getiriyoruz. Kalitemizi bağımsız mercilere tescilletmekten çekinmedik. Yükseköğretim Kalite Kurulundan Kurumsal Akreditasyon Belgemizi aldık. Tıp Fakültemiz başta olmak üzere mühendislikten sağlık bilimlerine, sosyal bilimlerden eğitim fakültemize kadar pek çok lisans ve lisansüstü programımızı akredite ederek, öğrencilerimizi en yüksek uluslararası standartlarda yetiştirdiğimizi kanıtladık. Dünyanın en etkili bilim insanları listesinde yer alan 22 akademisyenimizle de bu çatının ne kadar güçlü bir bilgi üretim merkezine dönüştüğünü ilan ediyoruz. Biz biliyoruz ki bu tür başarılar zamanla kamusallaşır ve toplumun ortak malı haline gelir. NEÜ’nün ulusal sınırları aşan bu başarısı, doğrudan ülkemizin başarısıdır. Genç üniversitemiz, kendisini daima Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasında rol oynayan, ona katkıda bulunan "değer taşıyıcı" bir kurum olarak konumlandırmaktadır.”
Bilim, Merhametten Koptuğu An İnsanlığa Yıkım Getirir
Üniversitemizin sadece teknik ve mesleki bilgi aktaran bir kurum olmakla yetinmediğinin altını çizen Rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu, “Kalbi, zekâsı kadar diri, toplumsal faydayı kişisel çıkarın üstünde tutan, felsefeden ve hikmetten nasibini almış, geçmişini unutmadan geleceği kurgulayan bir nesil yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Aile eğitimlerini müfredatımıza eklememiz, bağımlılıkla mücadelede kararlı adımlar atmamız bu vizyonun birer örneğidir. Biz, adını Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan alan bir üniversiteyiz. Hak verirsiniz ki bu isim bizim için amansız bir sorumluluktur. Erbakan Hocamızın yerli ve millî kalkınma hamlesi, bilimi teknolojiyle, teknolojiyi ahlak ve medeniyet iddiasıyla buluşturan yaklaşımı bizim yol haritamızdır. O vizyon bize, kendi ufkumuzu çizmeyi, kendi insanımıza güvenmeyi, bilimi milletin ve tüm insanlığın huzuru için üretmeyi emreder. Bilim, merhametten koptuğu an insanlığa yıkım getirir. Dünya bugün, teknolojinin ahlaktan koptuğunda nasıl bir vahşete dönüşebildiğine ne yazık ki tanıklık etmektedir. Filistin’de, Gazze’de ve mazlum coğrafyalarda yaşanan insani trajediler vicdanlarımızı kanatmaktadır. Güçlü olanın haklı sayıldığı bu adaletsiz küresel düzende akademi, mazlumun çığlığına ses olmak, hakikati savunmak zorundadır. Üniversitemiz, toplumsal vicdanı diri tutarak insan onurunu savunmaya, mazlumların yanında durmaya devam edecektir” dedi.
Akademisyenlere seslenen Rektör Zorlu, şunları söyledi: “Bu büyük başarı hikâyesinin imzasız kahramanları sizlersiniz. Bir öğrencinin hayatına dokunan tek bir cümleniz, onun tüm geleceğini değiştirebilir. Gece geç saatlere kadar okuduğunuz sayfalar, düzelttiğiniz metinler, hazırladığınız projeler belki raporlara sığmaz, ama bir gencin yıllar sonra gelip "Hocam, hayatımı siz değiştirdiniz" demesi her türlü takdirin üzerindedir. Gösterdiğiniz fedakârlık, harcadığınız emek ve arkamızda duran kıymetli ailelerinizin sabrı için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”
“Bizim temel ölçümüz nettir; bize teslim edilene, aldığımız andan daha iyi bakmak ve daha güçlü bir mirası yarınlara bırakmak.” sözleriyle konuşmasını sürdüren Rektör Zorlu, “Ülkemizin millî teknoloji hamlesine ve ilim birikimine dürüstçe katkı sunabiliyorsak, Konya’nın bir derdine çare üretebiliyorsak kendimizi başarılı sayarız. Sözlerimi tamamlarken; birazdan gerçekleştirecekleri 2026-2027 Akademik Yılı Açış Dersi ile bizleri onurlandıracak olan Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza, valimize, milletvekillerimize, tüm protokol üyelerine, rektörlerimize ve akademisyenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Yüce Allah’tan niyazım şudur; ilmimizi faydalı, gayretimizi bereketli kılsın. Kalbimizi merhametten, zihnimizi hakikatten, yolumuzu ahlaktan ayırmasın. Bizi emanete hakkıyla sahip çıkanlardan eylesin. Necmettin Erbakan Üniversitesini şehrine, ülkesine ve insanlığa hayırlı hizmetler sunan, başarıları daim bir ilim yuvası eylesin. Yeni akademik yılımız hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun. Sizleri saygı, muhabbet ve hürmetle selamlıyorum” diyerek konuşmasını noktaladı.
AK Parti Konya Milletvekillerini temsilen kürsüye gelen AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, üniversitelerin, ülkelerin geleceğini şekillendiren en önemli mekanlardan olduğunu kaydederek, “Üniversite, insanın kendisini tanıdığı; dünyayı anlamaya çalıştığı, doğru soruları sormayı, farklı fikirleri dinlemeyi ve gerektiğinde kendi düşüncesini yeniden gözden geçirmeyi öğrendiği bir iklimdir. Bilgi elbette çok kıymetlidir. Ama bilgiyi hikmete dönüştüremiyorsak, bilgiyi insanlığın ve toplumun yararına kullanamıyorsak, yalnızca bilgi biriktirmiş oluruz. İşte gerçek üniversite kültürü burada başlar. Bilgiyle birlikte merak, merakla birlikte araştırma, araştırmayla birlikte üretme ve üretimle birlikte sorumluluk. Ve bütün bunların üzerinde de insanı ve toplumu önceleyen bir ahlak anlayışı… Bizim üniversitelerimizden beklentimiz tam da budur. Sadece iyi mühendisler, iyi doktorlar, iyi hukukçular yetiştirmek değil; aynı zamanda iyi düşünen, sorumluluk alan, ülkesine ve insanlığa karşı kendisini borçlu hisseden insanlar yetiştirmektir” diye konuştu.
Bir Ülkenin En Büyük Güvencesi, Geleceğe Güvenle Bakabilen Gençleridir
“Bugün kendi teknolojisini geliştiren, kendi ürününü tasarlayan, küresel pazarlarda rekabet eden ve bilimsel kapasitesini büyütmeye çalışan bir Türkiye var. Fakat burada çok önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum: başardıklarımızla elbette gurur duyacağız ama asla bununla yetinmeyeceğiz” diyerek konuşmasına devam eden Altunyaldız şunları söyledi: “Çünkü Türkiye’nin hedefi sadece mevcut başarılarını korumak olamaz. Türkiye’nin hedefi, teknoloji üreten, bilim üreten, yüksek katma değer üreten ve dünyada söz sahibi olan bir ülke olmaktır. Bunun yolu da doğrudan üniversitelerimizden geçmektedir. Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmekten, araştırma ve geliştirmeye daha fazla önem vermekten, genç girişimcileri desteklemekten, bilginin ekonomik ve toplumsal değere dönüşmesini sağlamaktan geçmektedir. Türkiye Yüzyılı’nın en önemli meselesi de budur: insana yatırım yapmak. Bu noktada Necmettin Erbakan ismi ayrıca anlamlıdır. Çünkü Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın hayatında bilim, teknoloji, üretim ve insan yetiştirme düşüncesinin özel bir yeri vardı. Onun “önce ahlak ve maneviyat” vurgusunu, bugünün dünyasında sadece bir siyasi veya toplumsal söylem olarak değil; aynı zamanda insan yetiştirme meselesinin temel unsurlarından biri olarak okumamız gerektiğine inanıyorum. Bugün Türkiye’nin önünde büyük bir fırsat var. Gençlerimizin enerjisi, üniversitelerimizin birikimi, özel sektörümüzün dinamizmi, devletimizin imkânları ve milletimizin güçlü iradesi aynı hedefte buluştuğunda, Türkiye’nin başaracağı çok şey olduğuna inanıyorum. Bizim görevimiz, gençlerimizin önündeki engelleri azaltmak, onların hayallerinin önünü açmak, bilgiye, bilime ve üretime daha fazla imkân sağlamaktır. Çünkü bir ülkenin en büyük yatırımı, binaları değil insanlarıdır. En büyük sermayesi, yer altı kaynakları değil yetişmiş insan gücüdür. Ve en büyük güvencesi, geleceğe güvenle bakabilen gençleridir. Necmettin Erbakan Üniversitesi’mizin gençleriyle, akademisyenleriyle ve bütün mensuplarıyla Türkiye’nin geleceğine daha güçlü katkılar sunacağına yürekten inanıyorum.”
Altunyaldız, “2026-2027 Akademik Yılı’nın Necmettin Erbakan Üniversitesi ailemize, Konya’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Başta Sayın Rektörümüz olmak üzere üniversitemizin bütün akademik ve idari kadrosuna yeni akademik yılda başarılar diliyor; hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum” diyerek sözlerine son verdi.
NEÜ, Bilimsel Üretkenliğiyle Hem Şehrimizin Hem de Ülkemizin Gurur Kaynağı
Üniversitemizin şehre sağladığı akademik ve kültürel katkılardan bahseden Konya Valisi İbrahim Akın, “Bizler, temel düsturu “beşikten mezara kadar ilim” olan Türk-İslam medeniyetinin mensupları olarak bilgiyi üretmeyi ve insanlığın hizmetine sunmayı en hususi vazife biliyoruz. Üniversitelerimiz de bu büyük medeniyet inşasının en sağlam sütunlarıdır. Bu itibarla, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın adı ve vizyonuyla şekillenen üniversitemizin de bilimsel üretkenliğiyle hem şehrimizin hem de ülkemizin gurur kaynağı, öncü bir yükseköğretim kurumu olduğunu hassaten belirtmek isterim. Küresel rekabetin yoğun olduğu bu çağda üniversitemiz; yüksek katma değer sağlayan projeleri, AR-GE faaliyetleri ve sektörle iç içe yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Sahip olduğu nitelikli eğitim birimleri ve zengin programlarının yanı sıra, gençlerimizi ahlak ve erdemle donatan müstesna bir kurum olma özelliğini her geçen gün pekiştirmektedir. Karşılaşılan meselelere çok boyutlu bir perspektifle yaklaşan üniversitemiz, yerel köklerine sımsıkı bağlı kalırken dünyaya entegre akademik kapasitesiyle geleceğimizi inşa etmektedir” ifadelerini kullandı.
Vali Akın, “2026-2027 Akademik Yılı'nın üniversitemize, tüm akademisyenlerimize ve öğrencilerimize hayırlı, uğurlu olmasını ve başarılarla dolu geçmesini temenni ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.
İlk Ders Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan
2026-2027 Akademik Yılı Açış Dersi’ni vermek üzere kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, öğrencilere ve akademisyenlere hitap ettiği konuşmasında şunları söyledi: “Necmettin Erbakan Üniversitesinin 2026-2027 yılı Akademik Yıl Açılışı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Bilim insanı kimliğiyle ülkemizin ilim hayatında, devlet ve siyaset adamı olarak milletimizin hizmetinde iz bırakan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın adını taşıyan Üniversitemizde olmayı ayrıca anlamlı buluyorum. Bu vesileyle Erbakan Hocamızı rahmetle yâd ediyor, 2026-2027 Akademik Yılı’nın Üniversitemiz için hayırlı olmasını diliyorum"
Hakiki kalkınma hamlesinin; bilginin kâğıt üzerinde kalmayıp sanayide çarkları döndürdüğü, gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü, toplumun refahına ve çocukların geleceğine dokunabildiği anda karşılık bulduğunu vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim de bu kadar üniversite kurmaktaki gayemiz budur. Cumhurbaşkanımız 81 vilayette üniversite kurduysa bu dönem bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor her şey. Dolayısıyla biz üniversitelerimizden bu anlamda çok şey bekliyoruz ve bunu milletimizin hak ettiğine inanıyoruz”
Her Üniversite Farklı Konularda Kendini Öne Çıkarmalı
Hükümetin son 24 yıllık süreçte eğitimi daima öncelikli alana dönüştürdüğünü; yükseköğretime erişimden barınma imkânlarına, Ar-Ge desteklerinden müfredat zenginleştirmesine kadar geniş bir alanda dönüşüm sağlandığını kaydeden Yılmaz, bugün 6,3 milyonu bulan öğrenci sayısı ve yaklaşık 190 bin kişilik akademik kadroyla devasa bir kapasiteye ulaşıldığına dikkat çekti. Üniversitelerin tek tip bir yapıda kalmaması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, “Bu dönemde yükseköğretime erişimi ülkemizin tamamına yayarken akademik insan kaynağımızı ve araştırma imkanlarımızı güçlendirdik. Bugün 6,3 milyona yaklaşan üniversite öğrencimiz var ve yaklaşık 190 bin akademik personelle çok güçlü bir kapasiteye sahibiz. Ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı yapması için üniversitelerimizin güçlü olduğu alanlarda derinleşmesi, araştırmalarını gerçek ihtiyaçlara yöneltmesi ve birbirini tamamlayan yetkinlikler oluşturması çok önemli. Bu noktada da şunun altını çizmek istiyorum. Biz birbirinin kopyası üniversiteler istemiyoruz, farklılaşan üniversiteler istiyoruz. Elbette her üniversitede olmazsa olmaz bir benzer birimler, bölümler olacaktır. Onu kastetmiyorum ama her üniversite kendini belli konularda farklılaştırarak öne çıkmak durumunda. 25 üniversitemizde ise yapay zeka, sağlıkta dijital teknolojiler, enerji ve gıda biyoteknolojisi gibi stratejik bilim alanlarında ihtisaslaşmayı destekliyoruz. Politika olarak bunları yapıyoruz. Araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma üniversiteleri ve yine belli stratejik sektörlerde üniversiteler. Bölgesel kalkınma odaklı üniversitelerimizin tarım, hayvancılık, enerji, turizm, madencilik, gıda ve hassas tarım gibi alanlarda uzmanlaşmasını, bu politikanın sahadaki karşılığını ortaya koyan bir gelişim olarak görüyoruz. Böylece üniversitelerimizin bilgi ve araştırma gücünü bölgelerimizin mevcut potansiyelini geliştirmek için kullanırken stratejik alanlardaki ihtisaslaşmayla ülkemize yeni bilimsel ve teknolojik yetkinlikler kazandırıyoruz. Aynı hedef doğrultusunda üniversitelerimizin eğitim programlarını da ekonominin ve teknolojinin değişen ihtiyaçlarına göre yapılandırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu ve Ekibini Gönülden Tebrik Ediyorum
Konya’nın, Selçuklu’dan aldığı ilim, irfan ve başkentlik mirasıyla, Ahilik geleneğiyle, güçlü sanayi ve üretim altyapısını harmanlamanın yanı sıra sahip olduğu üniversiteler ve yetişmiş insan kaynağıyla önemli imkânlara sahip şehirlerin başında geldiğini aktaran Yılmaz, “Necmettin Erbakan Üniversitemiz de köklü akademik birikimini genç ve dinamik yapısıyla buluşturarak, Hz. Mevlana’nın gönül zenginliğiyle yoğrulmuş Konya’mızın büyük potansiyeline katkı sunuyor, bilim, araştırma ve nitelikli insan kaynağıyla öncülük ediyor. Üniversitemizin özellikle sağlık bilimleri, mühendislik ve teknoloji alanlarında geliştirdiği araştırma kapasitesini bu bakımdan önemli buluyorum. 2018’den 2024’e endeksli yayın sayısının yüzde 84 artması da bilimsel üretimde yakalanan ivmeyi açık biçimde ortaya koyuyor. Mühendislik, havacılık ve uzay bilimleri, ziraat ve veterinerlik alanlarındaki akademik yetkinlik; Konya’nın sanayi, savunma, tarım ve gıda alanlarındaki gücüyle geniş bir ortak çalışma zemini sunuyor. Savunma sanayii, enerji ve bilişim başta olmak üzere 130’dan fazla firmayla yürütülen çalışmaların yanı sıra ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi kuruluşlarla geliştirilen Ar-Ge iş birlikleri giderek daha somut kazanımlar sağlıyor. Araştırma ve Uygulama Merkezileri olarak Bilim ve Teknolojiden, Tıbbi ve Kozmetik Bitkilere, Travma Uygulamadan Deneysel Tıbba kadar uzanan yapı, akademik birikimin sağlık, teknoloji ve toplumsal ihtiyaçlarla doğrudan temasını sağlıyor. Bu yıl ilk kez düzenlenecek Konya Akademik Yayıncılık Zirvesi, Üniversitenin bilimsel iletişim ve uluslararası iş birlikleri konusunda yüksek hedeflerini yansıtıyor. Hiçbir şey kendiliğinden olmuyor. Bu gelişmelere liderlik yapan değerli rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu ve ekibini gönülden tebrik ediyorum” dedi.
Öğrencilerimizin Sektörle Eğitim Sürecinde Buluşmasını Sağlıyoruz
Sektörel beklentileri karşılamayan 175 programın kapatıldığını, 54 programın güncellendiğini ve 100 üniversitede yapay zekâ ile dijitalleşmeye dönük yeni bölümlerin açıldığını belirten Yılmaz; uygulamalı eğitimin ve staj süreçlerinin formalite olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi. Dijitalleşen dünyada gençlerin teknik yetkinlik kazanırken sosyal ilişkilerden kopmaması gerektiğine de değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Yeşil dönüşüm programlarını 48, sağlıkta dijital dönüşüm programlarını 26, tarımda dijital dönüşüm programlarını ise 13 üniversitemize yayarak gençlerimizi geleceğin ihtiyaç duyduğu alanlara hazırlıyoruz. Üniversite ile üretim hayatı arasındaki bağı da mezuniyet sonrasına bırakmıyor 104 üniversitemizdeki 381 meslek yüksekokulunu 283 oda ve borsa ile eşleştirerek öğrencilerimizin sektörle eğitim sürecinde buluşmasını sağlıyoruz. Öğrencilere, gençlere de benim en önemli tavsiyem şu. Tabii ki dersliklerde ders öğreneceksiniz. Ama uygulama olmadan inanın çok fazla anlam ifade etmiyor bu bilgiler. Dolayısıyla staj programlarına, uygulamaya lütfen hep birlikte önem verelim. Bunu bir formalite gibi görmeyelim. Gençlerin bu staj uygulama konularına, yani bu derste de lazımmış yapalım türünden değil, bu gerçekten önemli diyerek yapmalarında büyük fayda var diye ifade etmek istiyorum. Diğer yandan gençlerin tabii bu dijital teknolojilerde, yapay zeka başta olmak üzere yetkinleşmesi ama bir taraftan da asosyal hale gelmemeleri lazım. Sosyal medya aslında asosyal medya. Bizi de yalnızlaştıran, toplumdan koparan bir medya. Buna karşı takım çalışmasının ben çok önemli olduğuna inanıyorum. Süpermen yok değerli arkadaşlar. Hep birlikte bir araya gelip iş başaran insanlar var. Dolayısıyla bu ekip çalışması ve iletişimin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum”
Biz Hem Güçlü Olacağız Hem de Haklı Olacağız
Stratejik teknolojiler alanında nitelikli araştırmacı yetiştirilmesi amacıyla başlatılan “Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı” kapsamında ilk etapta 550 doktora öğrencisinin araştırma görevlisi ilan edileceğini ve 5 yıl içerisinde bu sayının 3 bin gence ulaşacağını belirten Yılmaz; küresel sistemde tırmanan kaba güç anlayışına karşı Türkiye’nin duruşunu şu sözlerle özetledi: “Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız çok önemli yeni bir programı ilan etti. Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı adı altında ilk yıl 550 doktora öğrencisi alacağız ve araştırma görevlisi olarak istihdam edilecekler. 5 yıl içinde yapay zeka, bilişim, siber güvenlik ve donanım alanlarında toplam 3 bin genç araştırmacıyı yetiştireceğiz. Bunun da ben çok önemli bir stratejik proje olarak altının çizilmesi gerektiğini ifade ediyorum. Şunun altını çizmek istiyorum. Son dönemde dünyada, bölgemizde giderek gelişen tehlikeli bir zihniyet var. O zihniyet de şudur. Güçlüysem her şeyi yapabilirim diye bir anlayış. Gücüm, kuvvetim varsa önümde hiçbir engel yoktur diye bir zihniyet. Bu insanlık adına çok tehlikeli bir zihniyet. Bunun karşısında Türkiye Cumhuriyeti olarak biz şunu söylüyoruz. Evet, güçlü olmak zorundayız. İçinden geçtiğimiz dönem hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönem değil. Dolayısıyla güçlü olmak zorundayız. Ama sadece güçlü olmak yetmez. Biz diyoruz ki biz hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. İkisini aynı anda başaracağız. Asıl fark da burada diye ifade etmek istiyorum”
Gerçek Kahramanlar, Alın Teri Dökenlerdir
Konuşmasının son bölümünde merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkesine gönderme yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kolay yoldan kazanç sağlama anlayışına karşı alın terinin ve helal kazancın kutsallığını vurgulayarak konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Merhum Necmettin Erbakan hocamızın yıllar önce vurguladığı önce ahlak ve maneviyat anlayışı da bilimin, üretimin ve kalkınmanın nasıl bir insan tasavvuru üzerinde yükselmesi gerektiğine dair güçlü bir ölçü ortaya koyuyor. Adını taşıyan bu üniversitede yetişecek gençlerin alın terini ve emeği mukaddes bilerek bilgiyi erdemle, başarıyı sorumlulukla ve bilimsel yetkinliği güçlü bir ahlak anlayışıyla buluşturacak olması bu mirasın en anlamlı karşılığı olacaktır. Bu noktada da şunun altını çizmek isterim. Son dönemde maalesef tüm dünyada kolay kazanç anlayışı daha fazla revaç bulmaya başladı. Kahramanlar değişmeye başladı sosyal medyada, medyada. Gerçek kahramanlar, alın teri dökenlerdir. Emek sarf edenlerdir, üretenlerdir. Bu kültürü, bizim bu üretim kültürünü, emeğin kıymetini genç nesillere çok daha güçlü bir şekilde anlatmamız lazım. Emekle kazanılan 1 liranın hiçbir emek olmadan gelen 10 liradan daha kıymetli olduğunu hep birlikte anlamamız ve aktarmamız lazım.”
Açış dersinin ardından günün anısına Rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a hediye takdiminde bulundu.
Tören; protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrencilerin yer aldığı fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Törene; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya milletvekilleri Ziya Altunyaldız, Mehmet Baykan, Meryem Göka, Selman Özboyacı, Orhan Erdem, Hasan Ekici, Ünal Karaman, CHP Milletvekili Barış Bektaş, Konya 3. Ana Jet Üs Komutanı Tuğg. Esat Çetin, İl Jandarma Komutanı Tümg. Cemil Lütfi Özkul, Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Üniversitemiz Rektör Yardımcıları Mehmet Birekul, Bahadır Feyzioğlu, Hidayet Oğuz ile Üniversitemiz Rektör Danışmanları, dekanlar ve yüksekokul müdürleri, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Sedat Göncü, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Tuncay Karabulut, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükegen, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.