Menü
GEVALE KALESİ ARKEOLOJİK KAZISI (2013-2023)
Gevale Kalesi ve çevresinde Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile 2012 yılında yüzey araştırması gerçekleştirilmiştir. 2013 yılında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 15.07.2013 gün ve 146416 sayılı yazılarında belirtilen izin ile Konya Müze Müdürlüğü sorumluluğunda bilimsel danışmanlığı Prof. Dr. Ahmet ÇAYCI başkanlığında bilim adamlarından oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık 10 yıl boyunca devam eden kazılarda sarnıçlar, işlevi tam olarak tespit edilemeyen mekanlar, hamamlar ile çok sayıda küçük buluntular (seramikler, sikkeler, cam bilezikler vb.) ele geçirilmiştir. Kazı çalışmaları ile paralele olarak 3 etap halinde restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Günümüzde yürüyüş yolları ve karşılama merkezi çalışmaları devam etmektedir.
LYSTRA ANTİK KENTİ KAZISI
Lystra Antik Kenti’nde ilk bilimsel arkeolojik kazı çalışmaları, 8503 sayılı Cumhurbaşkanı kararnamesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Necmettin Erbakan Üniversitesi adına Doç. Dr. İlker Mete MİMİROĞLU başkanlığında 2024 yılında başlatılmış olup, çalışmalar kentin mimari dokusunun, kronolojik gelişiminin ve sosyo-kültürel yapısının arkeolojik veriler aracılığıyla ortaya konulmasına yönelik multidisipliner bir anlayışla sürdürülmektedir. 2024 yılında başlayan bilimsel kazı çalışmalarında özellikle höyüğün üzerinde kuzeydoğu kesimindeki kilise ve şapel alanı, güneydoğu yamaç açmaları ve güney etekteki U planlı yapı alanında yoğunlaşılmıştır. Kilise kazılarında üç nefli bazilikal planlı bir yapı, apsis ve sütun kaideleri ile farklı yapı evrelerine işaret eden mimari düzenlemeler açığa çıkarılmış olup yapının zemininde mermer opus sectile döşemeye ait kare, sekizgen, eşkenar dörtgen ve yuvarlak formlu parçalar tespit edilmiştir. Kilisenin çevresinde gerçekleştirilen çalışmalarda çok sayıda mezar ve küçük buluntular tespit edilmiştir. Ayrıca yapının kuzeyinde temel seviyesinde sur duvarı kalıntıları da ortaya çıkarılan mimari bulgulardandır. Kilise içerisinde ayrıca daha sonraki bir kullanım evresine ait olduğu değerlendirilen bir şapel ortaya çıkarılmıştır.
KARADAĞ BİNBİRKİLİSENİN DOĞU ROMA DÖNEMİ DİNİ MİMARİSİ YÜZEY ARAŞTIRMASI
Karaman ili sınırları içerisinde yer alan Karadağ Binbirkilise, özellikle Madenşehir, Yukarı Ören ve Değle Ören Yeri çevresinde yoğunlaşan Geç Antik Çağ ve Doğu Roma Dönemi yerleşimleriyle önemli bir kültür merkezidir. Bölgenin dini niteliğinin daha erken dönemlere uzandığı, Kızıldağ ve Mahalaç Tepesi çevresindeki açık hava kült alanları ve yazıtlarla, Hititler dönemine ait bulgular da bölgede yer almaktadır. Binbirkilise olarak tanımlanan yerleşimlerde çok sayıda kilise, şapel, manastır yapısı, keşiş hücresi, kaya oyma mekân, mezar, sarnıç ve çeşitli mimari kalıntılar bulunmaktadır. Madenşehir, Değle Ören yeri ve Yukarı Ören’deki yapılarda farklı plan tipleri, apsis düzenlemeleri, haç bezemeleri, mimari plastik unsurlar ve yazıt izleri tespit edilmiştir. Ayrıca öne çıkan bölgelerin yanı sıra kırsal alanlarda farklı yerleşimler ve dini yapıların varlığı da tespit edilmiştir. Bu yapılar, bölgenin yalnızca dini mimari açısından değil, aynı zamanda yerleşim dokusu bakımından da önem taşıdığını göstermektedir.
Karadağ Binbirkilise bölgesindeki araştırmalar 19. yüzyıldan itibaren Laborde ile başlamış ve Gertrude Bell, W. M. Ramsay, Holzmann, Semavi Eyice ve Metin Ahunbay gibi araştırmacıların çalışmalarıyla sürdürülmüştür. Günümüzde Doç. Dr. İlker Mete MİMİROĞLU başkanlığında gerçekleştirilen yüzey araştırmaları ise önceki çalışmaların tamamlayıcısı niteliğinde olup, bölgedeki kültür varlıklarının mevcut durumlarının belgelenmesi, mimari özelliklerinin ortaya konulması ve mekânsal ilişkilerinin belirlenmesine odaklanmaktadır. 2023–2025 yılları arasında Madenşehir, Yukarı Ören, Değle ve Karadağ’ın farklı kesimlerinde yürütülen çalışmalarda fotoğraf, ölçüm, çizim, koordinatlandırma, drone görüntüleme ve üç boyutlu tarama yöntemlerinden yararlanılmış olup kilise, şapel, sarnıç, keşiş hücresi, kaya oyma mekânlar ve mimari plastik unsurlar kayıt altına alınmıştır. Bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, Karadağ’ın Doğu Roma Dönemi dini mimarisi ve yerleşim dokusunun daha bütüncül biçimde değerlendirilmesine yönelik önemli bir belge arşivi oluşturmaktadır.
AKONTİSMA KALESİ VE ÇEVRESİNİN KÜLTÜREL ENVANTER ÇALIŞMASI
Akontisma Kalesi, Kavala'nın yaklaşık 16 km kuzeydoğusunda, Nea Karvali yerleşiminin kuzeydoğusundaki bir tepede yer almaktadır. Roma'yı doğu eyaletlerine bağlayan Via Egnatia üzerinde, Makedonya'dan Trakya'ya geçişi sağlayan dar bir geçidi denetleyen konumu, yerleşimin tarihsel önemini belirleyen başlıca unsurdur. Kökeni, Thasos'un anakaradaki ticaret ağına bağlı bir emporion olarak açıklanmakta, çevredeki altın ve gümüş yatakları yerleşimin ekonomik rolünü güçlendirmektedir. Kalenin sur duvarlarının en erken evresi MÖ 4. yüzyıla tarihlenmektedir. Trajan döneminde Via Egnatia onarımlarının "Dyrrachium'dan Akontisma'ya" uzanması ise yerleşimin Roma döneminde yol üzerindeki bir konaklama ve istasyon merkezi olduğunu göstermektedir. Bizans döneminde kale dışında aynı adla anılan küçük bir yerleşimin varlığı kaynaklarda belirtilmektedir. Osmanlı döneminde alan, Çırpıntı Çınar adlı küçük bir köy ve ardından tütün tarımına dayalı Çarpendi Çiftliği olarak arşiv belgelerine yansımıştır. Birinci Dünya Savaşı'nda ağır tahribata uğrayan bölge, 1924 mübadelesinden sonra Kapadokya kökenli Ortodoks Gelverili mübadillerce yeniden iskân edilmiştir.
Alanın dinî önemi, farklı inanç topluluklarına ait yapıların bir arada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kale ile bitişik köy (bugünkü otel) alanında, Osmanlı dönemine ait olduğu değerlendirilen kubbeli bir türbe, avlulu iki katlı bir Mevlevihane yapısı ve Osmanlı Türkçesi kitabeli mezarlar bulunmaktadır. Bunların yanında Ortodoks kimliğini yansıtan tek nefli bir kilise ile Erken Hristiyan ikonografisini taşıyan kabartmalarla bezeli oktogonal planlı bir kilise yer almaktadır. Bu durum, alanın Hristiyan ve İslam sanatı bağlamında karşılaştırmalı değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Kale, topografyayı izleyen oval-poligonal planlı bir sur sistemine sahiptir. Poligonal örgülü ilk evreyi, Roma dönemine atfedilen harçlı moloz taş örgülü ikinci evre izlemektedir. Tahkimatta kare planlı kuleler, yarım daire veya U planlı burçlar ve seğirdim alanları ile iki kapı bulunmaktadır. Kale içindeki yapıların büyük bölümü toprak altında kalmıştır. Kale eteklerinde ise Birinci Dünya Savaşı'na ait olduğu düşünülen beş top bataryası ile yer altı koridorlu sığınaklar belgelenmiştir. Otel alanındaki tiyatro ve odeon modern malzemeyle inşa edilmiş olmakla birlikte antik tipolojiyi yeniden yorumlamaktadır.
Çalışma kapsamında Osmanlı Arşivi belgeleri ve literatür taramaları yapılmış ve kale çevresinde özgün dokuya zarar vermeyen kontrollü bir temizlik yapılmıştır. İki yazıtlı taş eser ile Geç Hellenistik-Erken Roma dönemine tarihlenebilecek seramikler envanterlenmiştir. İHA fotogrametrisi, LiDAR taraması ve RTK koordinat verileriyle kalenin 3D modeli, izoterm ve izohips haritaları üretilmiş, Blender ortamında sanal canlandırması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen dijital arşiv, alanın sürdürülebilir biçimde korunmasına, bilimsel yayınlara ve kültür turizmi kapsamında tanıtımına temel oluşturmaktadır.